Dün sustum, bugün sustum ve yarın da susacağım. Yaptığım ve yapacağım işleri yalnızca yüzde on oranında paylaşırken, geri kalanını paylaşmayı asla düşünmüyorum. Çünkü üretmeyen, emek vermeyen insanların; günler, aylar, hatta yıllar boyunca üzerinde kafa yorduğumuz projelerin arkasındaki görünmeyen emeği anlaması mümkün değil. Üstelik bu süreci tüm açıklığıyla paylaşmak, çoğu zaman bindiğim dalı kesmekle eşdeğer hâle geliyor.
Gençliğimde her şeyin bir an önce olmasını isterdim. Sabırsızdım; sonuçları hemen görmek, emeğin karşılığını hızla almak istiyordum. Ancak zamanla anladım ki bu istekler, yerini daha derin bir anlayışa bırakmalı. Çünkü kalıcı olan hiçbir başarı aceleyle inşa edilmez.
Yıllarca insanların arasında dolaşırken, “Hangi işte lider olurum, hangi alanda marka yaratırım?” diye hesap yapmadım. Bunun yerine gözlemledim, öğrendim, araştırdım. Yurt içinde ve yurt dışında sayısız inceleme yaptım; iş ortaklarımdan, tecrübe sahiplerinden değerli bilgiler edindim. Tüm bu süreç bana şunu öğretti: Bir işin mutfağında değilseniz, yani merkezinde yer almıyorsanız, zirvesinde olmanız mümkün değildir.
Başarı; yalnızca sonuçla ölçülen bir kavram değildir. Gençliğin, orta yaşın ve hatta yaşlılığın, yaptığınız işin içinde geçmesi gerekir. Süreklilik, disiplin ve adanmışlık olmadan gerçek bir başarıdan söz edilemez. Hedef; sıfır hataya ulaşmak değil, hataları minimize ederek sürekli daha iyisini yapabilmektir.
Zamanı doğru değerlendirmek ve işleri zamanında yapmak ise bu sürecin en kritik unsurudur. Çünkü zaman, geri getirilemeyen tek kaynaktır. Onu doğru kullananlar, hayatın her alanında bir adım öne çıkar.
Kısacası mesele; çok konuşmak değil, doğru zamanda, doğru işi, doğru şekilde yapabilmektir. Geri kalan her şey, zamanla zaten kendini gösterecektir.

YORUMLAR