Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
Alahattin Adak
Alahattin Adak

“Hemşehrilik, Sessizlik ve Geç Kalmış Bir Farkındalık”

Gazetecilik mesleğinde yıllar içinde şunu daha net gördük: Bir toplumu anlamanın yolu, onu öncelemekten geçiyor. Hemşehrimizi, yani aynı şehirden, aynı kültürden, aynı acıyı ve sevinci paylaşan insanları merkeze aldığımızda fark ettik ki; aslında uzun bir zaman boyunca yapmamız gereken birçok şeyi ya eksik bırakmışız ya da hiç yapmamışız. Bugün konuştuğumuz birçok mesele, geçmişteki bu gecikmenin doğal bir sonucu olarak karşımızda duruyor.

Belki de en büyük sorunlardan biri, “kimsenin kimseden beklentisinin olmadığı” bir düzenin yerleşmiş olmasıdır. İlk bakışta bu durum bir huzur gibi görünebilir. Ancak derinlemesine bakıldığında, aslında bu cümle büyük bir yalnızlığı ve dağınıklığı da içinde barındırır. Çünkü beklentinin olmadığı yerde birlik duygusu da zamanla zayıflar, ortak hareket etme iradesi de.

İstanbul gibi büyük bir metropolde yaşayan hemşehrilerimiz, yıllardır kendi aralarında güçlü bir bağ kurmakta zorlanıyor. Seslerini duyurabilecek, temsil gücünü artırabilecek ve ortak sorunlara çözüm üretebilecek bir birliktelik zemini çoğu zaman oluşamıyor. Bu nedenle hem siyaset alanında hem de yerel yönetimlerde etkili bir karşılık bulmakta zorlanılıyor.

Sonuçta ortaya şu tablo çıkıyor: Kimi çocuğuna iş bulamıyor, kimi yaşadığı köy ya da ilçeye hizmet götüremiyor, kimi ise siyasete adım atmak istese de arkasında güçlü bir dayanışma göremediği için yalnız kalıyor. Bu yalnızlık, yıllar içinde bir tür “kabullenilmiş boşvermişlik” duygusuna dönüşüyor.

Oysa mesele sadece bireysel çabalarla çözülecek bir mesele değildir. Birlik olamayan, ortak bir ses oluşturamayan yapılar, Ankara’da ya da başka merkezlerde yeterince görünür olamaz. Görünürlük olmadığında da talepler çoğu zaman karşılık bulmaz.

Bugün geriye dönüp bakıldığında, belki de en büyük eksiklik; hemşehrilik bağının bir dayanışma gücüne dönüştürülememiş olmasıdır. STK’ların, derneklerin ve toplumsal yapıların bu bilinçle daha güçlü çalışması gerekirdi. Ancak çoğu zaman bu yapıların da yeterince etkin olamadığı bir gerçek olarak karşımızda duruyor.

Yine de geç kalmışlık duygusu, tamamen umutsuzluk anlamına gelmemelidir. Çünkü toplumsal bilinç, zamanla yeniden inşa edilebilen bir şeydir. Önemli olan, bu farkındalığın artık daha net şekilde konuşulması ve gerçek bir dayanışma kültürüne dönüştürülmesidir.

Belki de bugün en çok ihtiyaç duyulan şey; birbirini sadece hemşehrilik bağıyla değil, ortak bir gelecek fikriyle de görebilmektir.

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER