Kıymetli okurlarım, bugünkü dertleşmemiz sıradan bir memleket meselesi değil. Bugün, insanoğlunun hem kendi cinsine hem de üzerinde yaşadığı dünyaya karşı işlediği büyük günahları, o halının altına süpürülen acı gerçekleri konuşacağız. Çünkü bir gazeteci, sadece güçlülerin dünyasını yazan değil; doğanın, canlının ve mazlumun çığlığını dünyaya haykıran kişidir. Medya gücünü elinde tutanların bir duruşu, sarsılmaz bir omurgası olmak zorundamak zorundadır. Biz, Gün Gazetesi olarak bugüne kadar o duruştan bir milim bile ödün vermedik, vermeyeceğiz!
Önce başımızı öne eğip şu masmavi denizlerimize, doğamıza bakalım. Allah’ın insanlığa en büyük armağanı, en kutsal emaneti olan o muazzam doğa, bugün insan elinin açgözlülüğüyle can çekişiyor. Kafamızı kaldırıp baktığımızda içimizi ferahlatan o denizlerin altı, ne yazık ki birer çöp mezarlığına dönmüş durumda. Plastikler, kimyasal atıklar, umursamazca dibe fırlatılan çöpler yüzünden balıklar ölüyor, canlı nesli yok oluyor. Unutmayalım ki denizin dibindeki o sessiz ölüm, yarın bizim toprağımıza, aşımıza ve çocuklarımızın geleceğine vurulacak bir darbedir. Doğa bize atalarımızdan kalan bir miras değil, Yaratıcı’nın korumamızı emrettiği dilsiz bir emanettir. Biz rant uğruna bu emanete ihanet edenlerin karşısında, o dilsiz canlıların sesi olmaya, çevre katliamlarını korkusuzca yüzlerine vurmaya kararlıyız.
Ancak yozlaşma sadece doğada değil, toplumsal vicdanımızda da derin yaralar açıyor. Çevreyi korumakla insanı korumak aynı vicdan kökünden beslenir. Bugün sokaklarında kadınların korkuyla yürüdüğü, çocukların güvende hissetmediği bir toplum, geleceğini kaybetmiş demektir. Bir medya mensubu, bir yazar, korumasız bırakılan kadının feryadını duymuyorsa, istismar edilen ve geleceği karartılan çocukların kalkanı olamıyorsa o kalemi eline hiç almamalıdır! Bizim çizgimiz nettir: Kimsesizlerin kimsesi olmak, hak arayanın yanında saf tutmak. Sırf birileri rahatsız olacak diye, sırf bazı odakların işine gelmiyor diye gerçekleri gizlemeyeceğiz. Eğilip bükülenlerin, rüzgara göre yön değiştirenlerin aksine; kadına kalkan, çocuğa siper, doğaya bekçi olmaya devam edeceğiz.
Dünyayı kurtarmak, savaşı değil barışı egemen kılmak, denizleri çöpten, toplumu adaletsizlikten temizlemek bir hayal değil, insani bir zorunluluktur. Arkasında durulmayan bir doğru, sahibine sadece yüktür. Biz, Gün Gazetesi ailesi olarak doğrunun yükünü, mazlumun ahını ve emanetin sorumluluğunu sırtımızda taşımaktan onur duyuyoruz. Kalemimiz satılık değil, duruşumuz kiralık değil. Gerçekleri haykırmaya, karanlığa ışık tutmaya son nefesimize kadar devam edeceğiz.
İşte tam da bu dik duruşun, yardımlaşmanın ve cana kıymet vermenin manevi iklimini yaşayacağımız mübarek Kurban Bayramı’na kavuşmanın huzuru içindeyiz. Kurban, sadece bir ibadet değil; bizlere yaradılan her canlıya şefkatle yaklaşmayı, elimizdekini kimsesizlerle ve ihtiyaç sahipleriyle paylaşmayı, Allah’ın bizlere bahşettiği tüm nimetlere ve doğaya sadakatle şükretmeyi hatırlatan en büyük vesiledir. Bu mübarek günlerin; kadınlarımızın şiddetten uzak, çocuklarımızın güven ve neşe içinde büyüdüğü, savaşların son bulup barışın egemen olduğu bir dünyaya kapı aralamasını temenni ediyorum. Dualarımızın kabul olduğu, mazlumların yüzünün güldüğü bir bayram diliyorum.
Başta siz değerli Gün Gazetesi ve FarkTürk TV ailemiz olmak üzere, tüm İslam aleminin mübarek Kurban Bayramı’nı en kalbi duygularımla tebrik ederim.
Kalın sağlıcakla, emanete, vicdana ve bayramın bereketine sahip çıkarak…

YORUMLAR