Batı Karadeniz Bölgesi’nin ne zaman sesini duyurmaya çalışsam, ne zaman bu topraklar için bir şey üretmeye kalksam, karşıma hep aynı duvar çıkıyor. Ya “çıkarcı” oluyorum, ya “menfaatçi”, ya da kendi formatında sözüm ona medya işi yaptığını zannedenler ortaya çıkıyor. Üretmek yok, emek yok; ama kes, kopyala, yapıştır bol. Ne yazık ki bu kısır döngü, yıllardır değişmeden sürüyor.
Sonra dönüp bakıyorum: Gazete çıkarıyorum. Ama gazete okumayan bir toplum gerçeğiyle karşı karşıyayız. Batı Karadeniz’in insanı, nedense gazeteye de, yazıya da, fikre de mesafeli. Oysa bu toprakların anlatacak çok hikâyesi, konuşacak çok derdi, paylaşacak çok değeri var. Buna rağmen bölgede adeta ayrımcılıkta sınıf atlanmış durumda.
“Bizden değil”ciler diye bir grup var. Kimden değil? Neye göre değil? Belli değil. Ama ayrıştırmayı, ötekileştirmeyi, insanları etiketlemeyi çok iyi biliyorlar. Kendi hemşehrileri olan, bu bölgede bir şeyler yapmaya çalışan insanların arkasından konuşmakta, küfür etmekte, aleyhte laf üretmekte son derece mahirler. İlginç olan şu ki; o sövdükleri insan yanlarına geldiğinde, sanki hiçbir şey olmamış gibi davranıyorlar.
İkiyüzlülüğün adeta senaryosunu yazmışlar, rollerini de kusursuz oynuyorlar.
Ben mi?
Ben bunları geçtim.
Sildim.
Yok saydım.
Çünkü bu topraklara küsülmez. Batı Karadeniz güzeldir. Doğasıyla, insanıyla, geçmişiyle kıymetlidir. Gerçekten iyi insanların olduğu bir bölgedir. Samimi, çalışkan, mert insanlar vardır burada. Ama ne yazık ki yukarıda saydığım bu özelliklere sahip olanlar da var. Keşke olmasalar. Keşke üretime omuz verseler, eleştirmek yerine destek olmayı seçseler. Ama yapıları bu, diyorum ve yoluma devam ediyorum.
Benim derdim kimseyle kavga etmek değil. Benim derdim, bu bölgenin sesi olmak. Yazmak, anlatmak, kayıt altına almak. Çünkü bir bölge konuşmazsa, yazılmazsa, görünmez olur. Görünmez olan ise zamanla unutulur. Batı Karadeniz’in kaderi unutulmak olmamalı.
Belki de asıl mesele şu:
Bu bölgede insanlar, birinin öncülük etmesini, öne çıkmasını, emek vermesini hâlâ kabullenemiyor. Halbuki gelişim, ancak birlikte mümkün. Ayrıştırarak değil, birleşerek. Susarak değil, konuşarak. Kopyalayarak değil, üreterek.
Ben yazmaya devam edeceğim.
Çünkü inanıyorum ki; bu bölgenin sesi kısılsa da, sözü bitmez.

YORUMLAR