Arkadaşlar, bir süre yazı yazamadım, zira bu süre içerisinde Kocaeli Kartepe’de yaşama kararı aldım, bu kararda olumlu düşünceler çocuğumun buz sevdası olduğu kadar olumsuz gerçekler İstanbul trafik çilesi de büyük etken oldu. Mandıra Filozofu filmindeki gibi, günlük takribi 4 saatlik trafik çilesi söylemesi kolay, ancak günlük 24 saatin 1/6 sı. İnsan ömrünün ortalama Türkiye için 75- yıl olduğunu düşündüğünüzde korkunç gerçek 12,5 yıl yoldaki çile… Bu 12,5 yılda neler yapılabilir hepinizin hayallerine bırakıyorum, 50 yaşından sonra kurtarabildiğimiz kadar artık bizim için de… Belki de hayatı biraz yavaş ve kendi akışında yaşamak gerekir…
Gelelim Anayasa Mahkemesi’nin çığır açan güncel kararına… Bu konuyu seri yazılar halinde yazmak ve değerlendirmek istiyorum. Zira sadece Anayasa Mahkemesi’nin kararını ve Kanunları, İçtihatları belirterek sonlandırmak istemiyorum. Onları zaten bilgisayar başına geçince Google den zaten anında bulabiliyorsunuz. Okuyorsunuz ve hatta okumuyorsunuz bile…
Bu karar, aslen Türkiye’nin kanayan yarasına (Enflasyon) Anayasal bir bakış… Ve Anayasa Mahkemesi’nin Yasama’ya artık bu konuda bir şeyler yap dediği bir durum… Aktüerya Hesaplamaları mı… denenebilir miydi evet, ancak Anayasa Mahkemesi sanırım geçici çözümler yerine Yasama’nın kesin ve sürdürebilir bir çözüm bulmasını istedi.
Eminim, bu konuda Avukat Bey, neden bahsediyor diyebilirsiniz… Bugün bu konudaki ilk yazımda sadece sorunu bahsedeceğim, bir sonraki yazılarımda ise Anayasa Mahkemesinin önüne gelen konunun içeriği ve nasıl karar verildiği hususlarını irdeleyeceğim.
Sorun ne… Her biriniz, kendinizden bir şey bulacaksınız, enflasyon karşısında nasıl da zamanla Psikolojideki gibi öğrenilmiş çaresizlik ve kabulleniş içerisine girdiğinizi göreceksiniz…
….. 2010 yılındasınız… Bankadan (mahkeme kararına dayanak olay) veya bir şirketten veya işçilik alacağı veya başka herhangi bir alacak… Bunu günümüze de uyarlayabilirsiniz… Mahkeme kararı ile bağlı kalmak için 2010 yılı diye bahsettim. Alacağın tahsili süreci nasıl işliyor ve yıllar içinde o alacak nasıl yok oluyor…
Yine başa gelelim 2010 yılındasınız ve bu alacağı tahsil için önce istiyorsunuz verilmiyor, ardından ihtar çekiyorsunuz sonuç yok, ardından icra takibi açıyorsunuz, itiraz edildi, ardından arabuluculuk başvurusu yapıyorsunuz anlaşmama ile sonuçlandı ve dava süreci başlıyor… bu süreç son yıllarda hızlı kararlar alabilmek için dava açtığımızda Yargısal süre şeklinde bir not önümüze çıksa da … (aynen bankalarda eskiden sıra bekliyorduk ve sıra 1 saatte geliyordu, şimdi ise numara alıyoruz oturuyoruz süreç kısaldı mı hayır yine 1 saatte geliyor… sadece oturarak bekliyoruz.) Yargıda da mahkemelerin ortalama süreçleri 2-3 yıl karar süreci, istinaf süreci ortalama 2-3 yıl, davaların niteliğine göre Yargıtay süreci ortalama 2-3 yıl ve sonrasında bu kez icraya dönüş var burada da şayet bu süre içerisinde ortada borçlunun malı kaldı ise veya şirket halen devam ediyorsa … bunlar iyi ihtimaller… 1-2 yıl da öyle … toplamda 10 yılı aşan bir süreç… nitekim olayımızda da davacı (yuvarlama yaparak yazdım) 2010 yılında 48.000TL lik bir icra takibi açıyor, ve dava süreçleri başlıyor… Bu arada 2010 yılında asgari ücret net 521,89 TL… dava süreçleri sonunda dosyaya 2020 yılında 119.000TL yatırılıyor (işleyen faizler, yargılama giderleri, avukatlık ücretleri dahil) bunda 23.000TL sını 10 yıllık yargılama gideri ve avukatlık ücreti diyelim- sonuçta avukat da 10 yıl hizmet vermiş bu alacağı günlük 4 saatlik trafik gibi hissetmeden yaşıyoruz ya … 23.000TL yi 10 yıla bölüm avukatın da günlük alacağını görünce bu fiyata ustalar çalışmıyor diyeceksiniz, orası ayrı bir konu) Yani 48.000TL ye karşılık üstelik faiziyle alınan 10 yıl sonra ele geçen 96.000TL— %100… ve üstelik davayı da kazandın. 2020 yılındaki asgari ücret ne kadar 2.825TL ve 2010 yılındaki ücretin ortalama 5,5 katı. Size ödenen 1 katı. Geri Kalan 4,5 yıllar içerisinde enflasyon, faiz politikaları ile erimiş, farkında mıyız, dediğimiz tek şey şu, sokaktaki enflasyon daha yüksek, sonra çayımızı içmeye devam. Davayı kazandık yani. Aslında davayı kağıt üstünde kazanan sen isen de, gerçekte kazanan davalı karşı taraf, 5.5 katı olması gereken alacağın 4,5 kısmını davalı, 1 kısmını ise davacı aldı. İçinizden ya evet… ve ardından haram zıkkım olsun… devamından hanım çay doldur içelim.
Bunu 2020 yılı ile 2025 yılı arasındaki asgari ücret olarak düşünelim kaç katı… 2020 yılı asgari ücret 2825,00TL 2025 yılı asgari ücret 22.104TL ve 8 katı. Şu karşılaştırmayı yapalım mı 10 yılda 5,5 kat, 5 yılda 8.5 kat. Bunu ekmekle, sütle, etle vs. hiç karşılaştırmayalım. O zaman hanım size çay yetiştiremeyecek yoksa….
Anayasa Mahkemesi’nin çığır açan bir kararı derken aslen dediğimiz çığır açma kısmı… Yargı’nın en yüksek makamının aslen bu konuyu ilk kez karar olarak belirtmesi ve Yasama’ya yazı yazarak bu konuda çözüm bul, ben bu konuda herkes dava açmak isterse işin içinden çıkamam, aktüerya hesaplamaları -Destekten yoksun kalma davalarındaki hesaplar— burası ayrı bir konu ve hesaplama şekli— ayrıca bahsederiz ilerde.) burada yetersiz kalıyor dan ziyade bunları da burada uygulayamıyorum niteliği gereği demenin bir şekli. Çığırlık aslında Yargı’nın ilk defa sessizliğinden çıkarak YASAMA – YÜRÜTME – YARGI ÜÇGENİNDE SES ÇIKARMASI.
Bu konuyu burada geçici olarak sonlandırıyorum ve sizleri hesaplarla başbaşa bırakıyorum, 2010 yılında size verilmeyen 4,5 kat ile ev araba alabilir miydiniz ne olurdu ve yok olan yaşam kaliteleri…
Tıpkı İstanbul Trafik Çilesi gibi…. An be an yaşıyoruz, hissetmeden mi, gayet de iyi hissediyoruz ama Psikoljide dedikleri gibi Öğrenilmiş Çaresizlik ve Kabulleniş… Enflasyon karşısındakine siz yuvarlayın işte… Halk dilindeki ifadesini hiç bahsetmiyorum bile…
DEVAMI HAFTAYA…
Sevgiyle Kalın…. 1 çay da ben alayım.
Ersin BOZKURT
Arabulucu Avukat
Ersin Bozkurt

YORUMLAR