Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
Alahattin Adak
Alahattin Adak

Sevgili Hemşehrim, Bu Yazım Sana

Sevgili hemşehrim,
Bu satırları sana yazıyorum…
Doğduğumuz, büyüdüğümüz o topraklardan kopup; İstanbul’un kalabalığında, gürültüsünde, beton yığınlarının arasında kaybolmuş bizlere…

Bir zamanlar sabahları horoz sesleriyle uyanırdık.
Annemizin sacda pişirdiği ekmeğin kokusu, babamızın tarladan gelen sesi, kardeşlerimizin gülüşü… O günlerin huzuru şimdi sadece bir hatıra.
Güttüğümüz hayvanların, ayak bastığımız çamurun, böğürtlen dikenlerinin, gökyüzünde süzülen kuşların bile hasretini çeker olduk.
“Bir gün döneriz” dedik hep. Ama o “bir gün” hiç gelmedi.
Mevsimler geldi geçti; yazı, kışı, baharı, sonbaharıyla birlikte.
Biz ise o özlemi kalbimizde büyütüp, taşımaya devam ettik.

İstanbul’a geldiğimizde ne hayallerimiz vardı…
Ama metropol başka bir dünya. Beton duvarların ardında kaybolan samimiyet, yalnızlığın gölgesinde ezilen umutlar…
Başlangıçta “Kimseyi tanımıyoruz” dedik.
Sonra bir hemşehri bulduk, ardından bir köylü, bir şehirli, bazen bir başka ilin insanı.
Birlikte kahvaltılar yaptık, pikniklerde buluştuk, geceler düzenledik.
Memleket kokusunu İstanbul’a taşımak istedik, ama yetmedi.
O programlar, o buluşmalar hiçbir zaman çocukluğumuzun saf mutluluğunu getiremedi.
Çünkü artık biz değişmiştik… Ve belki de şehir bizi değiştirmişti.

Zamanla köyden gelen çocuklar iş sahibi oldu, kimisi esnaf, kimisi müdür, kimisi kaymakam.
Kimi çay taşıdı, kimi bina yaptı, kimi koltuk sahibi oldu.
Ama ne yazık ki bir şey eksikti: birlik ve beraberlik.
“Ben” dedik hep, “biz” diyemedik.
Birlik olamadık, dayanışmayı unutttuk.
Koca şehirde tutunmaya çalışırken köylü kaldık; ama o köylü saflığımızı da yitirdik.
Bu şehrin dilini öğrenemedik, düzenine dahil olamadık.
Adapte olanlar “adam” oldular; söz sahibi, mülk sahibi, güç sahibi.
Bizse aynı nakaratı tekrarladık: “Bir gün köye döneriz…”
Ama o gün hiçbir zaman gelmedi.

Şimdi dönüp baktığımızda, yaş kemale ermiş, yıllar geçmiş.
Birlik olmanın, dayanışmanın, sivil toplumun içinde yer almanın kıymetini geç fark ettik.
Sadece var olmak yetmiyor sevgili hemşehrim; toplumun içinde görünür olmak gerekiyor.
Düğününde, cenazesinde, iyi gününde, kötü gününde, derneğinde, siyasette yer alan insanlar söz sahibi oldular.
Çünkü onlar “vardı”.
Biz ise hep “yok”tuk.
Var gibi durduk, ama yoktuk.
Sadece isim olarak vardık, ama irade olarak, birlik olarak yoktuk.

Şimdi de aynı hatayı yapıyoruz:
“Benim çocuğum işe girsin”, “benim işim görülsün”, “benim adım geçsin.”
Oysa birlikte hareket etmedikçe, topluluk bilincine sahip olmadıkça, her birimiz kendi menfaatinin esiri oldukça…
Bu şehirde yine yok sayılacağız.
Çünkü sen yoksun.
Varlığınla, yokluğunla, isteğinle, çabanla yoksun.

Kısacası sevgili hemşehrim, bu şehirde sadece “yer” tutmak yetmez.
“Değer” tutmak gerekir.
Birliğini, beraberliğini, dayanışmanı tut.
Yoksa bu koca şehirde, bu kurtlar sofrasında kuzu olmaya devam edeceksin.
Unutma; hiçbir şehir seni köyün kadar sevmez.
Ama köyünü yaşatmazsan, şehir de seni sevmez.

Sevgilerimle,
Alahattin ADAK

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER

Gizliliğe genel bakış

Bu web sitesi, size mümkün olan en iyi kullanıcı deneyimini sunabilmek için çerezleri kullanır. Çerez bilgileri tarayıcınızda saklanır ve web sitemize döndüğünüzde sizi tanımak ve ekibimizin web sitesinin hangi bölümlerini en ilginç ve yararlı bulduğunuzu anlamasına yardımcı olmak gibi işlevleri yerine getirir.