ANKARA – Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Klinik Psikologu İpek Erol, son dönemde artan okul temelli şiddet olaylarına ilişkin önemli değerlendirmelerde bulundu.
Erol, gençlerde görülen öfke, içe kapanma ya da kimlik krizinin tek başına şiddete yol açmadığını belirterek, riskin çok boyutlu bir süreçten doğduğunu ifade etti.
🧠 “RİSK TEK BİR NEDENE BAĞLANAMAZ”
İpek Erol, psikoloji literatürüne dikkat çekerek şunları söyledi:
“Her öfkeli, her içe kapanık ya da her kimlik krizi yaşayan genç şiddete yönelmez. Risk, bireysel kırılganlıklarla aile, okul ve çevre koşullarının birleştiği noktada yükselir.”
Gençlerde şiddet davranışının temelinde;
- Dürtü kontrolünde zayıflık
- Yoğun duygusal sıkıntı
- Okula düşük bağlılık
- Aile içi çatışma
- Şiddete maruz kalma
gibi faktörlerin yer aldığı vurgulandı.
⚠️ “BU TÜR SALDIRILAR BİRİKİMLİ SÜREÇLERİN SONUCUDUR”
Erol, okul saldırılarının arkasında genellikle uzun süreli bir psikolojik birikim olduğuna dikkat çekti:
“Dışlanmışlık, yalnızlık, değersizlik hissi ve bastırılmış öfke zamanla büyür. Bu süreç bazı gençlerde kontrolsüz ve yıkıcı davranışlara dönüşebilir.”
🧩 ERKEN UYARI İŞARETLERİ KRİTİK
Aileler ve öğretmenler için erken uyarı işaretlerinin hayati önem taşıdığını belirten Erol, şu davranışlara dikkat çekti:
- Okul başarısında ani düşüş
- Sosyal geri çekilme
- Yoğun öfke patlamaları
- Tehditkâr ve intikam içerikli söylemler
- Şiddeti yücelten paylaşımlar
- Silahlara aşırı ilgi
“Özellikle ‘artık dayanamayacağım’ gibi ifadeler kesinlikle göz ardı edilmemelidir.”
🏫 “SORUN TAKİP VE İLETİŞİM EKSİKLİĞİ”
Erol, riskin en çok ilişki ve takip eksikliğinde büyüdüğünü belirterek, aile ve okulun birlikte hareket etmesi gerektiğini vurguladı.
- Aile içinde duyguların konuşulmaması
- Okullarda rehberlik hizmetlerinin yetersiz kullanılması
- Kurumlar arası koordinasyon eksikliği
bu süreci derinleştiren başlıca unsurlar arasında gösterildi.
🎮 DİJİTAL OYUNLAR TEK BAŞINA NEDEN DEĞİL
Dijital oyunların tek başına şiddeti açıklamadığını ifade eden Erol:
“Şiddet içerikli oyunlar bazı gençlerde duyarsızlaşmaya katkı sunabilir; ancak tek başına bu tür ağır saldırıları açıklamaz. Asıl belirleyici olan, gencin yaşam koşulları ve psikolojik durumudur.”
🧭 MEDYA DİLİNE UYARI
Erol, medyanın kullandığı dilin de kritik olduğuna dikkat çekerek, failin öne çıkarılmasının “taklit/bulaşma etkisi” yaratabileceğini söyledi.
Bu nedenle:
- Failin değil çözümün öne çıkarılması
- Toplumsal iyileşmeye odaklanılması
- Psikolojik destek yollarının anlatılması
gerektiğini vurguladı.
🎯 SONUÇ
Uzmanlara göre gençlikte artan şiddet olaylarının önüne geçebilmek için aile, okul, sağlık sistemi ve medyanın birlikte hareket ettiği bütüncül bir yaklaşım şart.
