Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
Alahattin Adak
Alahattin Adak

İyiki sizden değilim…. Zaten olmayı da hiçbir zaman istemedim.

Yaklaşık 25 yıldır Batı Karadeniz’in tanıtımı, kalkınması, gelişmesi ve hemşehrilik bağlarının güçlenmesi için mücadele eden birilerinden değil, bizzat bu mücadelenin içinde yer alan biriyim. Özellikle Batı Karadenizlilik bilincinin oluşması adına yıllarımı verdim.

Bugün toplum önünde rahatça konuşabilen, mikrofon karşısına geçtiğinde kendini ifade edebilen birçok insanın ilk zamanlarını hatırlıyorum. İki kelimeyi bir araya getiremeyenlerin heyecanlarını yenmeleri, toplum önünde yer bulmaları için çabaladık. Köyümüzün, ilçemizin, şehrimizin tanıtımı için çoğu zaman kendi işimizden, gücümüzden, hatta ailemizden fedakârlık ettik.

Yıllarca etkinlikten etkinliğe koştuk. Haber yaptık, düğünlere gittik, dernek faaliyetlerini takip ettik. Bugün ayakları yere basmayan, kendilerini olmadıkları yerlerde gören bazı isimleri omuzlarımızda taşıdık. Çünkü memleket sevgisiyle hareket ettik.

Sitemim tam da burada başlıyor.

İşleri görülene kadar “hemşehrim”, “kardeşim”, “bizden biri” olarak görülen insanlar, işleri bittikten sonra bir anda “bizden değil” ilan edilmeye başlandı. Yetmedi; yıllarca destek verdiğimiz etkinliklerde farklı medya kuruluşları tercih edilerek vefasızlık daha da görünür hale getirildi.

Elbette herkes istediği kişiyle çalışabilir. Kimse kimseyle çalışmak zorunda değildir. Ben de bunu savunmuyorum.

Ancak yıllarca “hemşehrim” dediğiniz insanlara bugün “bizden değil” diyebilmek için neden bu kadar çaba gösteriyorsunuz?

Allah beni sizden yaratmamış olabilir. Kökleri Kafkasya’ya uzanan, Karadeniz’in en güzel şehirlerinden birinde doğup büyüyen, emeğini kimseyi ötelemeden, kimsenin önünü kesmeden, tırnaklarıyla kazıyarak bugünlere gelmiş bir insanım.

Evet, Düzceliyim.

Evet, sizden değilim.

Bunu zaten ben de biliyorum.

Hatta bugün geldiğim noktada şunu gönül rahatlığıyla söylüyorum:

İyi ki sizden değilim.

Bana bunu bir kez daha hatırlattığınız için de teşekkür ederim.

Çünkü anladım ki bazı insanların kurduğu bağlar gönülden değil, menfaatten ibaretmiş. Bu nedenle gönül köprüsü kurduğumu sandığım bazı kişilerle aramdaki köprüleri de artık kaldırdım.

Haberciliğin kitabını onlarla yazmadım. Mesleğimi onların onayına göre öğrenmedim. Dolayısıyla bu kadar vefasızlığı gördükten sonra onları haber sayfalarımda taşımak gibi bir zorunluluğum da yok.

Bazıları için elimde fotoğraf makinesi taşıyan, kamera kullanan sıradan biriyim belki. Kimileri “üç beş verelim, işimizi görsün” anlayışıyla bakıyor olabilir. Kimileri de daha profesyonel insanlara ihtiyaç duyduğunu söyleyebilir.

Oysa bilmedikleri bir şey var.

Hayatın bana öğrettikleri, gezip gördüklerim, tanıdığım insanlar ve ulaştığım noktalar; onların hayal bile edemeyeceği kadar geniş bir dünyanın kapılarını açtı. Oturduğum yeri de kalktığım yeri de biliyorum. Ne yaptığımı da çok iyi biliyorum.

Bu yüzden kendilerini çok büyük gören ama toplum nazarında ne karşılığı ne de ağırlığı olan bazı insanların “bizden değil” diyerek insanları ayrıştırma çabasını sadece üzülerek izliyorum.

Cemiyet içinde iki mikrofon karşısına çıkıp birkaç cümle kurunca kendisini toplumun merkezinde sananlara söyleyeceğim tek şey şudur:

İnsanları ayrıştırarak büyüyemezsiniz.

Hemşehricilik; ötekileştirmek değil, kucaklamaktır.

Vefa; işiniz düşünce hatırlamak değil, zor zamanda da yanında durabilmektir.

Ve unutmayın…

İnsanların kimlerden olduğu değil, nasıl insanlar oldukları önemlidir.

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER