Avcı’nın iddiası net:
“Amerika’nın İran hamlesi İran’a karşı değil, Çin’e karşı.”
Büyük Resim: Hedef İran mı, Çin mi?
Sabri Avcı’ya göre kamuoyuna sunulan “nükleer program” veya “rejim değişikliği” gerekçeleri meselenin görünen yüzü. Asıl mücadele ise 21. yüzyılın küresel güç savaşı.
Çin bugün:
-
Dünya üretiminin yaklaşık %28’ini tek başına gerçekleştiriyor.
-
Enerji üretiminde ABD’nin önünde ilerliyor.
-
Elektrikli araçta, 5G altyapısında ve robot teknolojilerinde lider konumda.
-
Yapay zekâ alanında ABD ile arasındaki farkı hızla kapatıyor.
Analistlere göre 2030’a gelindiğinde dünyada üretilen her iki üründen biri Çin menşeli olabilir. Bu da küresel güç dengesinin değişmesi anlamına geliyor.
Deniz Gücü mü, Kara Gücü mü?
Avcı’nın dikkat çektiği en kritik nokta şu:
Son 100 yılda Amerikan küresel gücünün temeli deniz yollarının kontrolüne dayanıyor.
Süveyş Kanalı,
Hürmüz Boğazı,
Malakka Boğazı ve
Panama Kanalı
Dünya ticaretinin can damarları.
Avcı bunu “tek gişe” benzetmesiyle açıklıyor:
Deniz yollarını kontrol eden güç, küresel ticaret akışını da kontrol eder.
Ancak Çin bu deniz hakimiyetine doğrudan meydan okumak yerine alternatif bir sistem kuruyor: Kara koridorları.
Modern İpek Yolu ve İran’ın Kilit Rolü
Çin’in “Kuşak ve Yol” stratejisi kapsamında inşa ettiği demiryolları, kara yolları ve enerji hatları; Avrasya kıtasını baştan sona bağlamayı hedefliyor.
Bu ağın en kritik ülkelerinden biri ise İran.
İran üzerinden geçen Kuzey-Güney koridoru, Rusya’yı doğrudan Basra Körfezi’ne bağlıyor. Bu hat, deniz yollarına bağımlılığı azaltıyor ve Amerikan donanmasının etki alanı dışında kalıyor.
Sabri Avcı’ya göre eğer Çin bu kara ağını tamamlarsa:
-
Ticaret denizden karaya kayabilir.
-
ABD’nin 100 yıllık deniz üstünlüğü zayıflayabilir.
-
Küresel güç dengesi köklü biçimde değişebilir.
Kritik Mineraller ve 21. Yüzyılın Gücü
Orta Asya; nadir toprak elementleri, yarı iletken üretiminde kullanılan stratejik metaller ve batarya hammaddeleri açısından son derece zengin.
Avcı, 2001 sonrası süreçte yaşananları hatırlatarak ABD’nin bölgedeki askeri varlığını yalnızca “terörle mücadele” ile açıklamanın eksik olduğunu savunuyor. Ona göre enerji ve stratejik kaynak kontrolü her zaman işin merkezinde yer aldı.
Bugün de benzer bir stratejik hesaplaşmanın yaşandığını düşünüyor.
21. Yüzyılın Asıl Sorusu
Sabri Avcı’nın analizine göre asıl mesele şu:
21. yüzyılı deniz güçleri mi yönetecek, kara güçleri mi?
Eğer Çin kara ticaret ağını tamamlar ve Rusya güney koridorunu güçlendirirse, küresel ekonomik merkez kayabilir. ABD okyanusları kontrol etmeye devam etse bile dünya ticaretinin yönü değişebilir.
Avcı ayrıca, Donald Trump döneminde atılan adımların da Çin’e karşı uzun vadeli stratejik hamleler olduğu görüşünde.
Bölgesel Savaş mı, Küresel Satranç mı?
Sabri Avcı’nın çarpıcı yorumu şu sözle özetleniyor:
“Orta Doğu’daki savaşlar asıl savaş değil. Asıl savaş için hazırlık.”
İran merkezli gelişmeleri yalnızca bölgesel bir kriz olarak değil, küresel güç mücadelesinin parçası olarak değerlendiren bu analiz, sosyal medyada geniş yankı uyandırdı.

