Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
Hamza VELİ
Hamza VELİ

HAYAT VE DENGE

Günlük hayatın telaşı içinde çoğu zaman fark etmeden bir yerden bir yere savruluyoruz. Ya işin içine fazlasıyla gömülüp kendimizi unutuyoruz ya da sorumluluklardan kaçarken içimizde büyüyen bir huzursuzlukla baş başa kalıyoruz. Oysa hayat, iki uç arasında kurduğumuz o görünmez köprüde akıyor; dengenin üzerinde.
Denge dediğimiz şey kulağa büyük ve soyut bir kavram gibi gelebilir. Ama aslında, sabah kahvaltısını yapmaya vakit ayırmakla, gece uykudan çalmamak arasında; çalışmakla dinlenmek arasında, konuşmakla susmak arasında kurduğumuz küçük tercihlerden ibarettir. Yani hayatın tam ortasında, her gün verdiğimiz minik kararların toplamıdır.
Bir düşünün… Sürekli çalışan ama dinlenmeyen bir insanı. İlk başta üretken görünür. Her işi yetiştirir, herkes ona güvenir. Fakat bir süre sonra yorgunluk sinirliliğe, sinirlilik tükenmişliğe dönüşür. En sonunda da hem işi hem de sağlığı zarar görür. İşte denge kaybolduğunda olan budur: Fazla olan şey bile eksikliğe dönüşür.
Tersi de mümkün. Sürekli erteleyen, sorumluluk almaktan kaçınan birini hayal edin. Başta rahat görünür. “Boş ver” demek kolaydır. Ama zamanla biriken işler, kaçırılan fırsatlar ve içten içe büyüyen pişmanlık hissi… Bu da dengenin diğer ucudur. Görünüşte huzur, gerçekte sıkışmışlıktır.
Demek ki denge, sadece çok çalışmak ya da çok dinlenmek değil; neyin ne zaman gerekli olduğunu anlayabilme becerisidir. Bir nevi iç pusuladır. Bizi aşırılıklardan koruyan sessiz bir rehberdir.
Bu denge meselesi en çok da eğitim hayatında kendini gösterir. Öğrencilerden bazen sadece ders çalışmaları beklenir; sanki dinlenmek, sosyalleşmek ya da hayal kurmak zaman kaybıymış gibi. Oysa sürekli test çözen ama nefes almayan bir öğrenci, bir süre sonra öğrenmenin tadını da kaybeder. Bilgi zihinde yer etmek yerine bir yük hâline gelir. Başarı ise mutluluk getirmek yerine baskıya dönüşür.
Diğer yandan, tamamen rahat bırakılan, hedef duygusu kazandırılmayan bir öğrenci de yönünü bulmakta zorlanır. Çalışma disiplini olmadan potansiyel çoğu zaman keşfedilemez. Demek ki eğitimde gerçek başarı; yalnızca notlarda değil, öğrencinin ruh hâlinde, merakında ve hayata bakışında gizlidir. Yani yine aynı noktaya geliyoruz: Denge!
İyi bir eğitim, öğrenciyi sadece sınavlara değil hayata hazırlar. Ders çalışmayı öğretirken dinlenmeyi de öğretir. Rekabeti gösterirken dayanışmayı unutturmaz! Hata yapmanın bir son değil, öğrenmenin bir parçası olduğunu hissettirir. Çünkü dengeli büyüyen bir çocuk, ileride karşılaştığı zorluklar karşısında daha sağlam durur.
Günlük hayatta bunun en basit örneklerinden biri teknolojiyle kurduğumuz ilişkidir. Telefon elimizden düşmediğinde sevdiklerimizle aynı odada olup birbirimizden uzaklaşıyoruz. Ama tamamen uzak durduğumuzda da çağın gerisinde kalıyoruz. Çözüm yine ortada: Bilinçli kullanım. Yani denge..
İlişkilerde de durum farklı değildir. Sürekli fedakârlık yapan biri, bir süre sonra kırılır. Hiç fedakârlık yapmayan ise yalnız kalır. Sağlıklı bağlar, “ben” ile “biz” arasındaki o hassas çizgide büyür.
Belki de dengenin en önemli olduğu yer insanın kendi iç dünyasındadır, duygularımızdadır. Sürekli güçlü görünmeye çalışmak, üzüntüyü bastırmak kadar; en küçük zorlukta dağılmak da yorucudur. Oysa hem güçlü hem kırılgan olabilmek mümkündür. Çünkü gerçek denge, kusursuzluk değil kabullenmedir.
Şunu kabul edelim: Denge kurmak kolay değil. Hayat zaten çoğu zaman bizi dengesiz yakalamaktadır. Planlarımız bozuluyor, beklemediğimiz sorunlar çıkıyor, bazen de her şey üst üste geliyor. Ama denge, hiç düşmemek değil; düştükten sonra yeniden doğrulabilmek, yeniden ayar yapabilmektir!
Belki de kendimize sormamız gereken soru şudur: “Şu an hayatımın hangi tarafı daha ağır basıyor?”
Eğer cevap hep aynıysa, orada bir dengesizlik var demektir.
Küçük adımlar bazen büyük değişimler getirir.
Bazen, bir akşam telefonu erken bırakarak, bazen uzun zamandır aramadığımız bir dostu arayarak, bazen yoğun bir günün ortasında derin bir nefes alarak, bazen de sadece biraz yavaşlayarak..
Çünkü denge, büyük kararların değil; küçük farkındalıkların sonucudur.
Sonuçta hayat bir yarış değil, uzun bir yolculuktur. Bu yolculukta, hızdan çok yön önemlidir. Yönümüzü bulmamızı sağlayan yegane şey ise çoğu zaman dışarıdaki gürültü değil, içimizdeki dengedir.
Belki de mutlu bir hayatın sırrı tam olarak burada saklıdır:
Ne bir eksik ne bir fazla…
Tam kararında yaşayarak, her şeyi merkezinde bırakarak!

YORUMLAR

2 adet yorum var

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER

Gizliliğe genel bakış

Bu web sitesi, size mümkün olan en iyi kullanıcı deneyimini sunabilmek için çerezleri kullanır. Çerez bilgileri tarayıcınızda saklanır ve web sitemize döndüğünüzde sizi tanımak ve ekibimizin web sitesinin hangi bölümlerini en ilginç ve yararlı bulduğunuzu anlamasına yardımcı olmak gibi işlevleri yerine getirir.