1-) Her şeyin bir sınırı mutlaka vardır ve olmalıdır da!
2-) Milletin seçmiş olduğu Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanına hakaret etmek ne senin, ne de bir başkasının haddine, hakkına düşer. Eleştiri başka bir şey, hakaret başka bir şeydir.
3-) Milletin iradesine saygısızlık ve hadsizlik hakkını sana kim veriyor?
4-) 85 milyon insanın asil seçmenlerinin iradesini nasıl yok sayabiliyorsun?
5-) Öncelikle, sen bir milletin (asil ve asıl) vekâleten orada temsilcisisin. Vatandaş sana, Cumhurbaşkanına hakaret et diye mi vekillik görevi verdi?
6-) Öncelikle yapman gereken, seçildiğin bölgeye hizmet etmeyi kendine şiar edinmek ve bölgenin sorunlarıyla ilgilenmek olmalıdır.
Gelelim esas meseleye: Küfür, hakaret, tehdit, kavga, dövüş, sataşma… Aklınıza ne gelirse, yumruklar havada uçuşuyor. Biraz akıl ve izan lazım! Siz, milletin seçip en kutsal sayılan Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin birer temsilcisi, halkın vekilisiniz. Sizi oraya gönderen vatandaşlarımızı yok sayarak, orada milleti temsil ettiğinizi mi zannediyorsunuz? Hakikaten, siz kimsiniz? Necisiniz?
Milletin vergileri ile, hele bir de emekliyseniz, çifter maaş kıyağı; yaklaşık 300 bin TL, yani eski para ile üç yüz milyar maaş alan, arabalarına benzin bedava, koruma bedava, siren çakar, geçiş üstünlüğü olan, gittiği yerde beleş yemekler yiyen, kürsüde her türlü hakareti etme hakkına sahip, resmi görevlilere “Çık önümden, beni engelleyemezsin, ben milletvekiliyim!” diye bağıran, tokat atan, hakaret eden, el kol hareketi yapan, kürsü dokunulmazlığı var diye ülkeyi aşağılayan, terörü destekleyen, terörist sevici, ülkeye ve millete aleni hakaret etme cesaretini kendinde hak zanneden siz, bu millete hizmet etmeye mi, yoksa kabadayılık yapmaya mı seçtirdiniz kendinizi?
Size bir vatandaş olarak sesleniyorum! Burası Türklerin yaşadığı, yurt edindiği, savaşarak alınan, ecdadımızın kanları ile sulanmış vatan topraklarıdır. Misak-ı Milli çizgilerimizin içinde, Ay-yıldızlı bayrağımızın altında, anayasal hak ve güven içinde yaşamak isteyen herkesin yurdudur. Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanıdır (Devlet Başkanı). Seversin sevmezsin, ama bu ülkenin Cumhurbaşkanına hakaret edemezsin. Bu ülke hepimizin ve ortak kaygımız, ülkenin güvenliği, savunma sanayii, silahlı kuvvetleri, emniyet güçleri ve tüm milleti ile bölünmez bütünlüğünü korumak; gelir düzeyini, refah seviyesini yükseltmek; üretmek; istihdam sağlamak; güçlü olmak; sağlıktan eğitime her alanda hep birlikte huzurlu bir şekilde güçlü bir Türkiye inşa etmek ve demokrasinin gerekliliği konusunda her türlü hassasiyeti göstererek, saygı, sevgi ve ahlaken birbirimize nezaket kuralları çerçevesinde sevmek ve birlikte yaşamak zorunda olduğumuz güzel ülkemiz, vatanımızdır.
Her zaman şu gerçeği unutmayalım: “Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir.”
Millet varsa, devlet vardır. O zaman; Yaşasın ilelebet Türk Milleti ve Türkiye Cumhuriyeti Devleti!
Selam olsun Türk yurtlarına: Özbekistan’dan Kazakistan’a, Kırgızistan’dan Doğu Türkistan’a, Türkmenistan’dan Can Azerbaycan’a, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne, her nerede kendini Türk hisseden yurttaş ve kardeş milletlere. Ezilen ve zulüm altında kalan Filistin’deki Kassam Tugaylarına, Gazze’ye selam olsun! Yiğit Anadolu’ya, Malazgirt’e, Alparslan’ın ordusuna, şehitlerimize, gazilerimize, vatanını ve milletini seven herkese selam olsun! Aziz vatanımızın her karış toprağına kutlu olsun 30 Ağustos Zaferimiz! Zafer inananlarındır. Bu millet çok cefalar, açlık, kıtlık çekmiştir, ancak hiçbir şey vatan sevgisinden, vatan toprağından vazgeçirememiştir.
Ay-yıldızlı bayrağımızın altında ilelebet yaşayacak ve bayrağımızı mahşere kadar göklerde dalgalandıracak milletimizin yemini var, ahdimiz var.
Hasan Değirmenci
Gün Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni

YORUMLAR