Merhaba kıymetli okuyucularımız,
Yıllar geçtikçe, teknoloji çağında birçok kazanım elde ettiğimiz gibi, ne yazık ki çok şey de kaybettik. Yaşam koşulları, ekonomik zorluklar, boşalan köyler ve her gün göç alan metropoller… İşte bu değişimle birlikte, birçok değerimizi de yitirdik.
Çoğumuz sık sık “Ah, eski günler! Eski dostluklar, eski arkadaşlıklar, eski komşuluklar…” gibi cümleler kuruyoruz ya da bu sözleri duymuşuzdur. İnsan aynı insan ama yetişme tarzımız ve yaşadığımız ortam, bizi değerlerimizden uzaklaştırdı.
Eskiden köylerimizde düğünler, cenazeler, bayramlar ve özel günler yine vardı. Ama farkı neydi, diye sorarsanız; çok şey farklıydı. Bir cenaze olduğunda, komşular hemen harekete geçerdi. Evlerde yemek pişer, cenaze evine götürülürdü. O evin acısı, tüm köyün acısı gibi hissedilirdi. Televizyon açılmaz, radyo dinlenmez, bağ-bahçe işi bırakılırdı. Bugün ise şehirlerde komşular birbirini tanımaz hale geldi. Bu durum, yeni nesilin nasıl bir ortamda büyüyeceğini bizlere açıkça gösteriyor.
Eskiden bayramlar, kırgınlıkların bittiği, düşmanlıkların sona erdiği günlerdi. Şimdi ise köylerimizde bile siyasi bölünmeler zirveye ulaştı. “Hangi siyaset?” derseniz; muhtarlık seçimleri bile insanlar arasında küskünlüklere yol açıyor. Köyler, “A tarafı”, “B tarafı” diye bölünmüş durumda. Hatta her tarafın kendi camisi, bakkalı, kahvesi var. Peki, insanlık nereye gidiyor? Ne oldu bize? Şehirlerimize, köylerimize ne oldu? Neyi paylaşamaz hale geldik?
Öyle bir hayat yaşıyoruz ki, sanki dünya hiç tükenmeyecek. Ancak mezarlıklar, keşkelerle dolu hayatlar yaşayan insanlarla dolup taşıyor. Kardeşlerim, gelin geleneklerimize ve göreneklerimize sahip çıkalım. Hayatı “keşke”lerle geçirmek istemiyorsak, ahlaki değerlerimize, birbirimize saygı duyalım.
Hayat kısa. Keşkelerle bir ömür sürmek yerine, eski dostlukları, arkadaşlıkları ve komşulukları yeniden inşa edelim. Siyasi görüşlerimizi bir kenara bırakarak saygı, sevgi ve muhabbetle dolu bir hayat yaşayalım.

YORUMLAR