Yıllarca aynı çevrelerin içinde, aynı yüzlerle ve aynı bakış açılarıyla ilerlemeye çalıştık. Başlangıçta bunun bir süreç olduğunu düşündük. Oysa zamanla anladık ki mesele süreç değil, sınırdı. O sınır da bizi çevreleyen, değişmeyen ve gelişmeyen insanlardı.
Bir noktada gerçeği kabul ettik: Kitle değişmiyorsa, yön değişmeliydi.
Biz yönümüzü değiştirdik.
Bu karar kolay değildi. Çünkü alışkanlıklar konfor sunar, konfor da insanı yavaşlatır. Ama biz yavaşlamayı değil, ilerlemeyi seçtik. Gereksiz kalabalıkları, vizyonsuz tartışmaları ve zaman kaybettiren ilişkileri geride bıraktık. Kim ne düşünür diye değil, ne üretiriz diye baktık.
Ve o andan itibaren her şey değişti.
Medya sektöründeki varlığımız kısa sürede bambaşka bir seviyeye taşındı. Daha önce yıllarca ulaşamadığımız hedeflere, doğru hamlelerle çok daha kısa sürede ulaştık. Geriye dönüp baktığımızda, aslında ne kadar fazla enerjiyi yanlış yerlere harcadığımızı net bir şekilde gördük.
Ama artık fark şuydu: Biz oyalanmıyorduk, biz inşa ediyorduk.
20 yılda alınması gereken yolu 2 yılda kat ettik. Çünkü artık ne yaptığımızı biliyorduk. Çünkü artık kimlerle yürümemiz gerektiğini seçiyorduk.
Bugün geldiğimiz noktada 3 ayrı haber sitesi ve bir internet televizyonu ile sadece içerik üretmiyoruz; yön veriyoruz. Yakında yayına başlayacak olan Kartveli Media ile birlikte uluslararası alanda da güçlü bir adım atıyoruz. Yabancı dilde yayın yapacak bu platform, vizyonumuzun sınır tanımadığının açık bir göstergesidir.
Ve bu sadece başlangıç.
Artık Avrupa’da kurulacak bir internet yayın platformunun hem ortağı hem de yayıncısı olarak oyunun daha da merkezine ilerliyoruz. Bu, sadece bir büyüme değil; bu, etki alanını genişletme ve küresel ölçekte söz sahibi olma hamlesidir.
Bugün bizi eleştirenler olabilir.
Ama daha dikkatli bakın.
Çünkü aynı zamanda bizi izleyenler, bizi kopyalayanlar ve bizim attığımız adımların peşinden gelenler de var.
Bizim referansımız eleştiriler değil.
Bizim referansımız, taklit edilen işlerimiz.
Çünkü bu oyunda konuşanlar değil, iz bırakabilenler kazanır.
Ve biz, sadece iz bırakmıyoruz.
İzlenen oluyoruz.
