Toplumsal etkileri görmezden gelen savunulara dikkat çeken Esen, “Kadınların ve ailelerin yaşadığı acılar reyting uğruna ekrana taşınıyor. Bu, hem psikolojik hem toplumsal açıdan kabul edilemez” ifadelerini kullandı.
“Reyting Uğruna Çarpık İlişkiler Yayılıyor”
Esen açıklamasında, gündüz kuşağı yayınlarında işlenen çarpık ilişkilerle, gece saatlerinde yayınlanan mafya ve şiddet içerikli dizilerin toplumsal yapıyı tehdit ettiğini belirtti. Özellikle iktidara yakınlığıyla bilinen kanallarda bu yayınların yer almasına da tepki göstererek, “Bu yayınları savunan yandaş kadın gazeteciler çıkıyor. Normalleştirme çabaları ahlaki çöküşü hızlandırıyor” dedi.
“Çocuklar Bu Yayınlara Maruz Kalıyor”
Esen, bu içeriklerin özellikle çocuklar üzerinde yıkıcı etkiler bıraktığını vurguladı. “Çocuklar, şiddet ve istismar içeren sahneleri izliyor. Bu durum toplumda kapanması güç yaralara yol açıyor” diyerek medyanın sorumluluğunu hatırlattı.
“Gazetecilik Değil, Yandaşlık”
Kadın gazetecinin yazısında yer verdiği “toplumsal yozlaşmaya ayna tutulduğu” ve “süperego görevi gördüğü” gibi ifadeleri eleştiren Esen, bu savunuların kadınların yaşadığı yapısal sorunları görmezden geldiğini söyledi: “Bu yayınları meşrulaştırmak gazetecilik değil, olsa olsa yandaşlıktır.”
“Reformlar Öncelik Olmalı”
Esen açıklamasını, medyaya yönelik yapısal reform çağrısıyla noktaladı: “Kameraları değil, aile yapısını güçlendirecek reformları harekete geçirmeliyiz. RTÜK öncülüğünde düzenlenen Güçlü Medya Bilinçli Toplum Zirvesi bu anlamda olumlu bir adım olsa da, sürecin takipçisi olacağız.”
